erkamaj
Permalink

hipsterbifoto

HÜZÜNLÜ TUMBLR YAZISI

coolbişarkı


1 note
Permalink

  Selam okur, -Mehmet Okur’un akrabasına seslenir gibi oldu sankim-

  Bu durumda sen okursan ben de yazarım, ve görevim gerektiğince de yazarım. Ama böyle bunu bir beklentiyle okuma okur. Ben yazarım sen okursun o kadar. E haliyle olacak o kadar. Olacak o kadar’a dair hatırladığım tek şey İSKİ-SİKİ ve ZAM-ZAMCIK muhabbetidir. Hee bir de “Ne goydun lan gafana?” şeysidir. Ama tabi bunların yazacaklarımla alakası yok. Çünkü yazacaklarım yazdıklarımın teminatı değildir. Ama senin okudukların da okuyacaklarının teminatı sayılmaz. Çünkü mesela ben burda eşşşeeğeen… yazsam sen bunu teminat olarak devamını tahmin edebilirsin ama yazmak benim elimde olduğu için devamında götü yazabilirim. Ama işte kısmet nasip bu durumlar. 

  Yazmak deyince aklıma ne geldi. Geçenlerde bi laz yazmış, Ben Fas’tayım Fas’tayım yazmış kimse inanmamış. Sonra yazmış ki, Eğer net olursa bunu yazarsınız. Sonra adam check-in yapmış. Altına da yazmışlar. Fas’tayım yazdım yazdım inanmadınız. Bak noldu şimdi?

  heh.. Yani bizim laz yazmış. Fas’tayım yazdım yazdım inanmadınız noldu şimdi? hehe…

  Bu salak durumu da yazdım bak farkettiniz ne kadar sıkıldım. Çünkü sıkılınca yazarım ben. Bildiğin yazarım. Çünkü derdimi anlatacak kadar konuşabilmiyorum. Yani konuşabilsemde dinleyecek kadar dinleyicim yok. Ama yazarım. Okurum olmasa da yazabilirim. Derdimi anlatacak kadar yazabiliyorum. Bak şimdi bunu twitterda yazdım ve okuyan okudu ama okumayan olsa da yazardım. Çünkü yazmak platonik sevmek gibidir tek taraflı. Ahaha şaka şaka. Ya yazınca işte okuyan olmasa da içini döküyosun ya ondan rahat ve kullanışlı. Ondan yani. Hee sen şimdi diyosun ki ‘Ne bu ya kafayı yazmakla bozmuşsun’ tamam öyle olsun. yazdım bunu bi kenara. Gördün mü bak yine yazdım. Ben bildiğin yazıyorum ya.Kopardım kayışı yazıyorum. Bak istersen; “Kopardım kayışı”

  Hee o değil de yakında yeni bir sitede yazıyorum. Sinema üzerine she-ra nickli biriyle yazıyorum. Hayvan gibi sinemayla ilgilenmek istediğim için böyle kendi çağımda yazıyor olurum. Parodi sitesi olacak böyle filmlerin absürd evrendeki halleri gibisinden. Onları da ben yazıyorum. Valla bildiğin yazıyorum. Bir çok girişimim gibi bu site de çöküşlerde olacak yüksek ihtimalle ama yazıcam. Yılmadan usanmadan yazıcam. Böyle parmaklarımı kırsalar aklıma yazıcam bunları. Ahanda buraya yazıyorum ki yılmayacam ya yazıcam hep. İşte bu site de bu ay sonuna duyururum.  Okur musunuz bilmem ama ben ve she-ra yazıyor olacağız. Eğer sen de yazmak istiyorsan dizilerle -yabancı/türk- dalga geçmek istiyorum diyosan bana bikaç gün içinde ulaş. Çok ciddiyim. Dizi köşemiz boş. Onu da sen yaz. Bak bu okurluktan kurtul. Sen de yaz.

  Ne yazdın arkadaş sen de ya dersen daha bitmedi yazacaklarım. Kapı orada çıkayazabilirsin ama ben yazmaya devam edicem yani. Gerçi sen okurken ben yüksek ihtimal yazmıyor olacağım ama yazmışımdır. Ok o zaman. Hadi bye.

  Hadi biz kaldığımız yerden yazmaya devam edelim. Şimdi ben yazıyorum ya. Bunu şu halde yazıyorum. Tekli asosyal koltuğuma oturmuş ayaklarımı pufa uzatmış kucağımda laptop kahvemi yudumlarken yazıyorum. Yudumlarken nasıl yazıcam lan. Genelde aralıksız yazdığım için kahve soğumuş oluyor. Dur bi yudum içiyim. Heh şimdi tekrar yazıyorum. İşte böyle bi şekilde yazıyorum. Ve durduramaz kimse beni. Tuvaletler hariç. Çünkü tuvalet fena ya. Yazmak için büyük engel. Ama sonrasında çıkınca öcünü alıyorum. Hala yazmış oluyorum. 

  Hava çok güzel lan. Kalk dışarda gez. Yok ya! Başka işim yoktu. Asosyalim olum ben. Genelde evde yazarım. Dışarda kimle gezicem güzide Isparta şehrimizde. Ev arkadaşımla yedi yirmidört beraber olduğumuz için o benden sıkıldı ben ondan sıkıldım. Bir de dışarda gezdiğimizi düşün. Tamam. Öyle işte o yüzden bunları buraya yazıyorum mesela. Bak bir de çizmek var.

  Ben çizerim de ya. Böyle şahaser olmasa da güzel benzetirim yani kendimce. Ama yazmak gibi çizmeyi sıkılınca yada sıkıntılıyken yapmam. Keyifliyken çizerim. Daha da keyiflenirim falan. Yazmak gibi değil. Sıkıntılıyken yazınca bir rahatlama oluyor ama sonunda yine sıkıntılı kalıyorsun. Yazar burda yazmış. Harbi yazıyorum ya. Size yazmak istediğim bir kaybolma hikayesi var. Ama benimki ne ki ya. Adam yazmış Lost olmuş. Ben yazsam anca tumblr’da post.

  Yeter artık! diyenler için tekrarlıyorum. Tüm yazdıklarımı tekrar yazdığımı düşünsene. Öyle olsaydı şimdi düşünüyor değil okuyor olurdun. O yüzden bunu da buraya yazıyorum. Peki tamam sakin ol ya silerim.

  Silmek çok kolay ya amk. Hemen silerim. Bak farkettin mi? Ohaa… O kadar yazdım yazdım silme kısmında küfür ettim. Gerçi küfürün kısaltılması küfür etmek sayılır mı? dur bunun hakkında da ayrı bi post yazarım. Açık açık yazsaydım bildiğin küfür etmiş olurdum ama yazmadım. Sen öyle okudun. Yani seni küfür ettin. Bilinç altın küfür ettiğimi sandı ama etmedim. Küfür etsem anlardın zaten. Mesela aralarda bikaç defa yazdım aynısını ama sildim. Çünkü onları silmek kolay. Böyle kötülükleri görmezden gelmek gibi bişey. Hani onca şey yazmışım, bunların burada işi yok deyip görmezden geliyorsun ve siliyorsun. Ama bana dersen ki bunun tümünü sil. İşte o çok zor. 

  Şu zamana kadar ki yazdıklarımı silmek evlat acısı gibi koyar insana. Ya o kadar olmasa da artık senin için bi değeri vardır dimi bu. Yani bildiğin zaman harcadın. bilmem kaç saat yada dakika ya da saniye de olsa harcadın ya bildiğin yazdın. Sen bunu anında siler misin ya? Silersin tabi. Hiç değeri olmazsa. Bu zamana kadar anlattığım yazma olayının senin için değeri olmazsa silersin amk. 

  Peki tamam tamam siliyorum. O zaman sen ne okudun. Bu zamana kadar ne okudun. Ya da bu zamana kadar okudun mu? Hala okuyor musun sen ya? Yazık. Oysa ki az önce silmiştim.

  Neyse ben bunu yollayım da yazmaya devam edeyim. Zaten okumuyor olursun.


6 notes
Permalink

  Babama… 

  Şaka şaka hep özenmişimdir böyle kitap yazanların daha ilk sayfalarında yer alan, kitabı onlar için yazdığını veya ona sunduğunu belirten üç noktalı sonlu kelime…

  Yazdıkların aslında ne kadar saçma ne kadar gereksiz de olsa birine sunarlar falan garip kafalar yea. Kadın doğum uzmanı bir adamın bu konu hakkındaki bir kitabını babasına sunduğunu düşünsene. Vayhh be. Çok vefekar bence.

  Şuan bunları niye yazıyorum nasıl yazıyorum neden yazıyorum bunları izaha gerek yoktur. Gördünüz açtım ve yazdım ama cidden tamamen saçmalamak için açtım. Sen kapat hadi kapat zaten okumaya niyetin yok. kayde değer bişey de yok. Zaten başıboşluğun hat safasındayım. Hat safasıydı dimi bu yanlış yazmadım. hattı safa yoktur sattı safa vardır. Hobereey o zaman.

  Sizlere sallanmadığım*** bu zamandan salıncak üzerinde yazı yazmaktan hoşnut duyarım. Eğer siz de hoşnut duymak istiyorsanız yapmanız gerekn tek şey, hoşnut yazıp bir boşluk bırakmak. Sonunda bu durumdan hoşnut kaldığınızı gerçekten hissedeceksiniz. Siz gerçekten şuan bunları neden yazdığımı merak etmiyorsunuz, hatta birçoğunuz sekmeyi kapatmak üzere ama işte sebebi de yok gerçi. Tamamen sıkıntıdan. Nereye yazsaydım ki hem.

  Sikerim ya 


2 notes
Permalink

  Uzun zamandır yazmadığımı farkettim.


2 notes
Permalink

  Yünaydın sayın erkamaj okuru. 2010-2011 eğitim öğretim yılımızı da bitirmiş bulunmaktayız. Sene içinde kah güldük, kah güldük, kah yine güldük. Şimdi de senin için Best off mind… pardon Best of erkamaj 2011 hazırladım. Umarım beğenirsin.

Hayat memati tweetleri

Duygularına tercüman olduklarım

    Film dizi suflörlük 

    Daha komik ve daha fazlası için ;)  


11 notes
Permalink

  “…bu özel günümde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarım.” -Çikolatalara seslenen kadın

  Çok iğrenç esprimle sadık okuyucu sayıma düştüğüme göre asıl mevzuya girebilirim. Fakat gireceğim mevzubahis değil. Yani durduk yere size neden bahisten bahsedeyim ki. Bu bahse hiç girmeyeceğim. Evet geleyim konuma; 36° 00’ - 42° 00’ Kuzey Enlemleri ve 26° 00’ - 45° 00’ Güney Boylamdır. Offf fena zırvaladım yine. Bu yazımda gelecekteki işverenime seslenmek istiyorum. Oha işveren deyince direk yenilgiyi kabul etmiş, bi çalışan olarak gördüm kendimi ama elbet direk siyo olarak başlanmaz bu işlere… ;))

  Sevgili işveren,

  Sen bu yazıyı okurken ben çoktan işalan olmuş, diğer işatan kızlara kuyruk sallıyor olacağım. Ama tabiki bunların hepsi şaka şaka. Valla bak. Ben çok Veli efendi biriyim. Tanımayan herkes bilir bunu. Etliye sütlüye karışmam cidden yemekten hiç anlamam ama sütlü tatlılara bayılırım. Konumuza dönecek olursak “gel ne olursan ol gel” dediniz ve beni işe aldınız. Valla Allah razı olsun. Şu an ne iş olduğunu bilmeyecek hatta tahmin bile edemeyecek kadar araftayım ama çok iyisiniz <3

  Eğer olurda ilerde üzerime internette araştırma yapıp eski shu bu o kayıtlarımı, buradaki saçmalık yazılarımı bulursanız diye şimdiden, yine bu yolla sizden özür dilemek isterim. Bunlarım hiçbiri bana ait değil. Tamamen Mikileaksin işi bu. Hepsi komplodur. Komplo komplo komplo bitiğiz… Öhmm peki tamam inanmadınız diyelim. Bu ihtimal de var evet evet. şşştt… -işaret parmağımı ikaz edercesine kaldırıp dudağına dayayarak konuşmanı engellediğimi düşün- şşşt. Konuşma sırası bende…

  Bulduğunuz yazılar, tweetler, resimler, montajlar, videolar;) tamamen gençliğimin bir hatasıdır. Gençliğime verin. -Oha bu “gençliğime verin” sözünü Ajda Pekkan söylese direk açık davet sayılır.- Yaptım birkaç hata affedin be hacı. Gerçi seninle olan samimiyetimi de bilmiyorum ki. Bak farkettiysen sizli bizli konuşmadan senli benliye düştüm. Biraz daha zorlasam halaya düşeriz. Harbi lan sen kimsin ki! kimsin lan sen!? Bu kim’lerin üzerine bi Kim Gardaşyiyen esprisi iyi giderdi ama Kim’ine göre büyük mesele kalır bunlar. O yüzden hiç girişmiyorum. 

   Hee bir de şu var ki, bulunduğum konumdan memnun değilsem tüm postlarım, tweetlerim, montajlarım, videolarım;) götüne girsin afedersin. Şimdi oldun mu işveren, götveren ;)) off çok edepsizleştim. Çok özür dilerim gerçekten bunları ben yazmadım başkası yazdırdı. Bu benim gerçek halim değil. Ya da yapmayın ya gençliğime veri…


4 notes
Permalink

Sivilceme açık mektup 2

  Sevgili Adam,

  Bundan aylar aylar önce sana, seviyeli bir birlikteliğimizin ardından yazdığım mektup ile ayrılmak istediğimi söylemiştim. Sen de, sana olan güvenimi ve samimiyetimi kanıtlarcasına ertesi gün terkedip gitmiştin.

  Sen yokken kendimi çok yalnız hissettim. Elim hep başımın üstündeki yerine gitti, ağladım. Senleyken yüzüme gülümseyenler, sen gittiğinden beri yüzüme bile bakmıyorlar. Arkandan konuşmaya çalışanlar olduğunda susturuyorum. Sırf bu yüzden küstüklerim oldu. Hergün ayna karşısında seni saygıyla anıyorum. Çünkü hiç unutamadım. Bi ümitle yerini sıcak tuttum hep sen gelirsin diye…

  Ve en sonunda çıkageldin. Çok sevindim. Ama abinle gelmişsin be güzelim.

  Senin için ayırdığım, kalbim kadar temiz iki kaşımın ortasına abin yerleşti. Sen yine kaş üstü kaldın. Üzgünüm. Bunun için yapacak hiçbir şeyim yok. Gerçi sen de halinden memnun gibisin abin gibi. Ama farketmelisin ki ben yine memnun değilim.

  Beni unicorna çeviren abin hiç sana benzemiyor. Sen, ben aynaya baktığım zaman gülümser, sabahları günaydın, geeceleri iyi uykular dilerdin. Abin sadece pis pis sırıtıyor. Sen bazen karanlıkta kalır ki ne zaman karanlıkta kalman gerektiğini de iyi bilip, görünmezdin bazen. Ama abin, hep teletabis güneşi gibi ortada. Onun bu dik başlılığı benim canımı sıkıyor. Hayır bir sıkımlık canı var ama ne de olsa abin, saygım var.

  O yüzden senden ricam. Elimden bir kaza çıkmadan abini de alıp gitmen. Gerçekten bunu dediğim için kendimi çok maganda uganda hissettim fakat Turist Ömer’liğin sırası değil. Çok ciddiyim. Lütfen tekrar siktir git!

                                                                                                                                      Konağın Erkam


3 notes
Permalink

  Uzun süre yazmamamın sebebini açıklayarak başlamak isterim ama bu isteğim doğrultusunda paralel kenar kuralından yola çıkarak, peşpeşe gelen iki kenarın iç açıları toplamı 180 santigrad dereceyse ben de bu yazıyı yazarım dedim. Ama, öyle değilmiş tabiki o yüzden belli bir süre yazmadım. Sonra bir baktım ki çok saçmalıyorum. Nasıl böyle birşey düşünürüm falan derken ohoo zaman geçti gitti. Aboneliğimi iptal ettim.

  Bir önceki paragrafı okuduktan sonra hala okumaya devam edeceksen A’ya basınız. Bastım ama birşey olmadı diyorsan Y’ye basınız. Hala bişey olmadı yahu diyorsan I’ya basınız. Eh artık yine olmadı deyip beklenti içerisindeyseniz. Oku bakınız AYI oku bakınız AYI. Bir önceki paragrafı okuduktan sonra okumaya devam etmeyeceksen zaten şimdi bunu da okumuş olmuyorsun. Hee hala diyorsan ki onu okudum, devamını okumak istemediğim halde bir şans daha verebilirim diyorsan, Şans meleğim nerelerdeydin, tam zamanında geldin süper süpeer. En güzel bölüm başlıyor yanıma uzan seyredelim süper süpeer.

  Vizeler geldi çattı… Şaka lan şaka geldi çaktı gitti bile. Önceki yazılarımdan takip edenler bilir etmeyenler zaten bilmez edenler etmeyenlere hiç anlatmaz. Zaten eden de hiç olmaz. KaybEdenler kulübüne hoş gelirsiniz. Ne diyordum. Hee vizeler… Vizeler hakkında daha fazla konuşmak istemiyorum.

  Size bir iyi bir kötü haberim var. Bir oyana da bir buyana da salla şarkısını ezberledim sonunda bu iyi haber. Diğeri de hemen unuttum. Bu kötü haber. Şuan saçmalıklarımın doruklarındayken gerçekten büyük zevk alıyorum ama bu bana kadar.

  Geleyim asıl mevzuya; Çok dertliyim ya. Dertler deryaa olmuuş… Oha şuan bu şarkının sözlerini dinleyip yazmak için şarkıyı açtım ve efkar yüğleniiiyyyoğğğğğrrruuumm…

  Offff ulaaaaan ooooofff! Üstüme bastılar taşlar misali… Dııın dırın dırın dııın… Çaresiz kalmışım gözlerim şaşkın… Çile rüzgarında savrulmuuşuuum ben… Dertler deryaaa olmuşşş… Ben dee bir sandaal… Devrilip batmışıııım…

  Napıyorum ben ya. Bi Danza Kuduro dinleyip kendime geleyim. Daaannnzaaaa kuduuuurrooooo…

  Öhm evet. Nerede kaldım. Sanırım yine o kadar şey yazıp hiçbişey yazmamış olacağım. Bak bu da benim derdim olabilir. Beeeniiim buuu deeerrdiiim. Ne yağan yağmurda. Ne yalancı sonbahardaaa. Ne bomboş sokaklarda top koştururduk arap kızı bu felaketin arasında hala camdan bakardı. İçim yanaaar içim kanardaaa… -Burada meyve suyumu yudumluyorum- iiiİİSYEEEEAAAAAAĞĞĞĞNNNnnn…

  Bu yazı çok “Serdar Ortaç’la hep beraber” oldu. Ama yapacak bir şeyim yok ya. Cidden. Çaresizim. Çareesiiiiiiiz… İçimdeki çocuk… Bir günah gibi hep suçlusdşlkasf burasını kaçırdım yazamadım. 

  Ama yaaa bi konuya giremedim. Kimse kalmadı zaten okuyan. Zaten esas okuyucularım da yoktur. Of ama! Neyse hadi ben kaçtım o zaman. Buaay;)


6 notes
Permalink


6 notes
Permalink

   Bazen düşünüyorum da -Ne o en baştan afalladın dimi? Düşüncesiz olduğumu mu düşünüyordun? Ben de bazen düşünebilirim.- hayat çok sdfghjkl yea.

   Ohh şimdi rahatladım. Saçmalayarak giriş yapmazsam ve bunu bu şekilde dile getirmezsem yazamıyorum. -Şimdi ekrana, ağzının tek kenarını kaldırmış, dalga geçer şekilde komaya girmiş keçi gibi ‘sanki yazabiliyorsun da kehkeh’ düşüncesindesindir. Haklısın.- Bu yazımda bahsetmek istediğim konu; -yazım derken Nazım’dan bir şiir paylaşmak isterdim fakat buna henüz hazır ve nazır değilim.- Parmak çocuk -Evet evet yanlış duymadınız Parmak çocuk- 

   Geçenlerde -takip edenler bilir- twitterda -etmeyen olursa da edenler etmeyenlere RTlesin.- Parmak çocuk temalı -ya da anlatmasın ya işte ben anlatıyorum.- 3-5 tane tweet attım ve bu milyonlar tarafından merak edilip, konu üzerine telefonum kitlendi. -Sanma ki aramalar oldu. Arada bi yapar benim telefon yea. Kitlenir kalır.- Ben de dedim ki bu kadar merak ediliyor. Bir basın açıklaması yapmak boynumun borcu. O yüzden bu yazıyı boynum yazıyor. -Dur dur hemen gitme. Bir şans daha ver.-

   Kısa bir zamandır bir kitap üzerinde çalışıyorum. -hee kitabı koydum yere üzerine çıktım ders çalışıyorum. Töbe yarabbim.- Bu kitap elbetteki konudan da anlaşılacağı üzerine Parmak çocukla ilgili. Nasıl olurda parmak kadar bir çocuk söz konusu olur ve hakkında bu kadar yazılıp çizilmez. -Bir masal varmış ama yalanlamışlar onu- O yüzden bunu ben ödev edinip wikipediadan copy paste yapacağım. -Copy Paste isminde pasta olsa ya. Çok hoş olmaz mı? Pastayı alıp birinin suratına yapıştırdığında tam ismine layık olur.- Bazı yayınevlerini ziyaret ettim. -Yayınevi ne garip ya. Evden yayın yapan yer gibi. Bizim radyo gibi noktalıvirgülparantez- Dedim ki “yetkili bir abiye benziyorsanız konuşalım. Çünkü ben pek benzetemem.” Onlar beni bir güzel benzetmiş anlatamam. -Şaka tabi yok öyle bişey. Sadece hırpaladılar.- Oradan çıkıp basımevlerine gittim. -bu basımevi hakkında espiri yapmam. Yapamam.- Dedim ki “Ohh bas bas paraları Leyla’ya havasındasınız. Nedir bu işleriniz sizin.” Onlar da “Yanlış geldin burası darphane değil.” dediler ve yine beni bir güzel darp ettiler. -Şaka lan. Onların cümlesini beklemeden kaçtım.- Sonuç olarak zaten bu gitmelerim çok yanlıştı çünkü henüz kitabı yazmadan sadece fikirle gitmiştim. Dedim “artık bi yerden başlamak gerekiyor bu parmak çocuk kitabına” ve başladım.

  Kitabı özet geçmek gerekirse; ‘Bu tutmuş bu kesmiş bu pişirmiş bu yemiş buda hani bana hani bana demiş’ öyküsünden yola çıkarak, aç kalan serçe parmak çocuğun, türlü türlü maceralı parmak oyunlarını içeriyor. Para için parmak güreşi müsabakalarına katılıyor, Tutuklanarak kendisine yüzük takılıyıp, başı bağlanıyor. Eldivene mahkum ediliyor. çok parmak yeyip yamyam oluyor. Tırnak kestirmek için gittiği berberde, istediği gibi kesmeyip dipten kestiği için berbere parmak atıyor. On parmak eğitim kursunda okulunu bitirip. Parmak boyama kurslarına gidiyor. Başka bir parmak çocukla kavga edip, parmak arası terlikle ayırıyorlar. Burunlara girip kirli işlere bulaşıyor. Kendi parmaklarına bakıp, inceptionvari parmak çocuğun parmağı olarak garip durumlar oluşuyor. Karda yürürken parmak izi bırakıyor.  -Olaylar olaylar yani-

   Yakın zamanda çıkacak olan kitap, baş kahramının gerekçesiyle cep kitabı olarak basılacak ve kısa sürecek. Hatta bitti ya herşeyi yazdım. Gerek kalmadı. Bi ara da önsöz niyetine son söz kıvamında bir yazı yazarım. Tamam işte.

Ek: Bu yazıyı iç konuşmalar olmadan okumak için tıklayınız.


7 notes

Beğendiysen Şekil a da gösterilene benzer birşey gördüğünde tıklamalısın. Şekil a :   

Ben Seviyorum